• Bugün kimisinin bin yıl sürecek, kimisinin 10 yıl bile sürmedi dediği 28 Şubat darbesinin yıl dönümü.

    O zamanlar akranlarım gibi çocuktum. Ailemizin, yakın çevremizin, aile dostlarının yaşadıklarını, sohbetlerini oyuncağımızla meşgul olduğumuz için pek tahayyül edemiyorduk. Babam,annem ve 1 halamın kızı ile Adana İstasyon Meydanında Hayatımda gittiğim ilk miting olan Mazlumder'in 'başörütüsüne özgürlük' mitinginde konuşmacıların, insanların söylediklerini kafamda çok sağlam bir zemine oturtabildiğimi söyleyemeyeceğim. Yahut esnaf olan babamın devlet ve özel teşebbüsler tarafından 'dinci şirketler' kara listesine alınması ve bu ekonomik kıskaçta saçlarının olabildiğine hızlı bir biçimde beyazlamasının sebebini onu üzüyorlar olarak değil de insanlar yaşlandıkça saçları beyazlar olarak düşündüğümü de söyleyeyim. Ceyhan Açık Cezaevinde Cabbar amcayı pazar günleri ziyarete gittiğimizde ürküyordum belki de. Ailemdeki hanım ablaların, kuzenlerin okulları bırakışına 'ne güzel işte okula gitmicekler' olarak yorumluyordum belki de kim bilir.

    Gelelim sadede...

    Bu ülkede sistem kendisi gibi düşünmeyeni kendisi için her daim düşman görmüştür. Müslümanları da yemiştir, solcuları da yemiştir, kürtleri de yemiştir, ülkücüleri de yemiştir. Kısacası kendi diktiği elbiseye girmeyen her evladını ezmiştir.

    28 Şubat süreci de Türkiye müslümanlarına yönelik bilinçli, acımasız bir hayatı zindan etme girişiminin ve organize bir linçin adıdır. Müslümanların üzerine tanklar yürüterek, idam cezalarıyla yargılayarak, hapishanelerde süründürerek 'hizaya çekme' girişiminin adıdır.

    14 yaşında kafasında joplar patlatılan Yakup Köse'nin 15 yıl sonra 'bana idamla yargılanıyosun dediler, heralde asacaklar dedim kendi kendime' demesi, Yakup Köse'nin annesinin hakim çocuk olduğunu anlar da acır belki diye oğluna duruşma günü Mickey Mouse baskılı tişörtünü yollamasının acısıdır.

    Bu süreç direkt olarak İslami camianın içerisinde olmamasına karşın zulme karşı dik duranların mücadelesidir. Adam gibi adamların Muhsin Yazıcıoğlu'ların, Hasan Celal Güzellerin mücadelesidir. Bugünün iktidar kaymağını yiyen, yarın bir gün Allah korusun darbe olsa üşüşecek üç beş sözde özgürlükçü müsveddenin değil, o gün sırtını Allaha dayamış kapı gibi imanlıların sürecidir.

    Bu süreç joblanarak çocuğu düşürtülen Nuray Canan Bezirganların, hapishanelerde delirtilen Hasan Mezarcıların, mecliste linç edilen Merve Kavakçıların, hali hazırda resimde gördüğünüz 3 kızı ile birlikte idamla yargılanan Hüda Kaya gibi mütesettir ablalarımnızın ve başörtüsünden, sakalından, islami yaşam biçiminden dolayı hayatı ekonomik,siyasal,eğitim ve bir çok sosyal mecrada kendisine zindan edilen onbinlerce insanın hesabıdır. Ama bu dünyada sorulur bunun hesabı, ama mahkeme-i kübrada. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir (14;51)
      • Kuzenim Harun Saygılı dan 28 Şubat a bakış